Zeynep, İstanbul’un kuzeybatısındaki Arnavutköy Haraççı sahasında, açık maden ocaklarının ve tarım arazilerinin kesiştiği çamurlu düzlükte, dondurucu sonbahar rüzgârına karşı durmaya çalışarak yeraltı su seviyesi ölçüm kuyu vanasını sabitlemeye çalışıyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden birincilikle mezun olduktan sonra, Kuzey Marmara havzasındaki aşırı yeraltı suyu çekimine bağlı oluşan toprak çökme riski ve Porozite değişimlerini inceleyen özel bir hidrojeoloji projesinde saha araştırmacısı olarak çalışmaya başlamıştı. Ancak projeyi fonlayan yerel konsorsiyum, tarım arazilerinin imar statüsüyle ilgili çıkan hukuki krizler yüzünden çalışmaları aniden askıya aldı ve saha ekibinin üç aylık birikmiş harcırahlarını ödemeden şantiye konteynerlerini kilitledi. Zeynep, açtığı gözlem kuyularından topladığı piezometrik basınç verileri ve zemin çökme paftalarıyla bir gecede sahanın ortasında yalnız kaldı; üstelik kuyularda kullandığı elektrikli seviye ölçer ve sondaj sensörlerinin kişisel zimmet borcu tamamen üzerine yıkıldı.
Ekim ayının soğuk bir akşamında, Arnavutköy merkezdeki otobüs durağının altında beklerken cebinde yalnızca son otobüse yetecek tek bir akbil basımı kalmıştı. Sultangazi’de kiraladığı küçük çatı katı, vaktinde ödenmeyen kiralar yüzünden ev sahibi tarafından kilitlenmiş ve Zeynep’in teknik haritaları dışındaki eşyaları bina merdivenine bırakılmıştı. Durağın beton bankına oturan Zeynep, kucağındaki su geçirmez çantadan zemin porozite haritalarını çıkardı. Fenerinin sarı ışığı altında, yeraltı su kütlesinin çekildiği katmanlardaki oturma hatlarını ve toprak sıkışma grafiklerini milimetrik kâğıda aktarmaya başladı. Kalemin kâğıda dokunuşu, yaşadığı çaresizliği mesleki bir tutkuya ve dirence dönüştürüyordu. O sırada bölgedeki su kaynaklarını denetleyen DSİ Yeraltı Suları Dairesi başmühendisi, fırtınalı gecede durağın altında profesyonel hidrojeoloji paftası çizen Zeynep’i fark etti. Çizimlerin analitik derinliğinden ve hassasiyetinden etkilenen yetkili, Zeynep’i Marmara Havzası Yeraltı Su Kaynakları ve Deprem Güvenliği Projesi’ne kıdemli saha mühendisi olarak transfer etti.
Eminönü Küçükpazar Sokakları’nda Osmanlı Ahşap Sivil Mimari Örnekleri ve Taşıyıcı Dikme Çürüme Atlası
Berna için İstanbul, Haliç’e bakan Eminönü Küçükpazar’ın dik ve dar sokaklarında yükselen, cumbaları birbirine yaklaşmış asırlık ahşap evlerin gölgelerinden, Süleymaniye’nin siluetinden ve çatı aralarındaki güvercin seslerinden ibaretti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Ahşap Yapı Restorasyonu yüksek lisans mezunuydu; Küçükpazar ve Süleymaniye çevresindeki tescilli ahşap konutların taşıyıcı dikmelerinde oluşan mantar kaynaklı lif kopmalarını inceleyen bağımsız bir kentsel koruma projesinde görev alıyordu. Ancak projeyi destekleyen uluslararası vakıf, yönetim kurulunun aldığı bütçe daraltma kararı doğrultusunda saha çalışmalarını aniden durdurdu. Berna’nın sekiz aydır ahşap binalardan topladığı mikroskopik lif tespiti ve strüktürel sehim verileri şantiye deposunda kilitli kaldı; üstelik araştırma sürecinde kiraladığı hassas nem ve direnç ölçer dirençölçer cihazlarının faturası Berna’nın kişisel borç hanesine yazıldı.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.