İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Şehir Şehir Gezen Escort Hazal

Akşamüstü Galata Kulesi’nin gölgesinden Boğaz’ın karanlık sularına ve karşı kıyıda parıldayan Sarayburnu ışıklarına bakan Hazal, bu şehrin önüne çıkardığı her sert engelin, hayallerine erguvan ve gümüş renkli yepyeni bir parıltı katmak için bir fırsat olduğunu çok iyi biliordu.

Kasım ayının yağmurlu ve rüzgârlı bir perşembe sabahında Haliç üzerinden Galata Kulesi’ne doğru tırmanan dondurucu poyraz rüzgârı, Serdar-ı Ekrem Sokak’ın tarihi yüksek tavanlı taş binalarının arasında uğuldarken; Hazal kucağındaki ağır pirinç döküm kalıplarını, hassas gümüş tellerini, mine tozlarını ve kömürlü mikro meşaleyi düşürmemek için Kamondo Merdivenleri’nin kaygan dökme taş basamaklarında dengesini korumaya çalışarak adım atıyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü son sınıf öğrencisi olan Hazal, Kapalıçarşı’nın geleneksel mine ve sıcak kumlama kuyumculuk zanaatını Galata’nın modern tasarım kültürüyle buluşturma sevdasıyla Artvin’den İstanbul’a gelmişti. Galata’nın dar ve yüksek binalı sokaklarında, kışın pencerelerinden rüzgâr uğuldayan ve yüksek tavanından nem kokusu yayılan eski bir apartman katının çatı odasında yaşıyor; akşamları Şişhane’deki küçük bir tasarım atölyesinde geç saatlere kadar cilalama yapıp tezgâh temizleyerek hem ev kirasını çıkarıyor hem de nadir sıcak mine fırın tozları, saf gümüş plakalar ve yarı değerli taşlar için para biriktiriyordu. O gün, hayatının en büyük akademik ve profesyonel dönüm noktası sayılan uluslararası bir takı ve mücevher tasarımı bienalinin nihai Eser teslim günüydü. Galata’daki restore edilmiş tarihi Doğan Apartmanı’nın avlusunda düzenlenecek "İstanbul’un Taşları ve Minenin Ateşi" temalı sergi için aylardır uykusuz kalarak hazırladığı, som gümüş üzerine sıcak cam mineler eritip çekiç dövme teknikleriyle şekillendirdiği devasa "Galata Kulesi ve Haliç Köprüsü" göğüs zırhı takı panosunu jüriye ulaştırması gerekiyordu. Eğer eseri dereceye girerse hem İtalya’daki Floransa Mücevher Sanatları Akademisi’nde iki yıllık burslu uzmanlık eğitimi imkânı kazanacak hem de aylardır biriken malzeme ve fırın kullanım borçlarını tamamen kapatabilecekti. Günlerdir sıcak meşale ve mine fırını karşısında zımpara yapmaktan elleri nasır bağlamış, parmak boğumları gümüş tozu ve asit lekesiyle yıpranmıştı.

Ancak Kamondo Merdivenleri’nin en dik ve kıvrımlı kısmından aşağı inerken, yokuş aşağı hızla koşan bir kuryenin sırt çantası gürültüyle Hazal’ın omzuna çarptı. Anlık bir panikle dengesini kaybeden Hazal’ın ayağı, merdivenin ıslak ve aşınmış taş köşesine takıldı. Sertçe yere kapaklanan genç kızın kucağındaki kadife kaplı ahşap muhafaza kutusu elinden fırlayarak merdivenlerin döküm demir tırabzan ayağına çarptı. Kutudan fırlayan o narin gümüş ve sıcak mine takı panosu sert zemine vurarak çatırdayarak ikiye yarıldı; üzerindeki mavi ve kehribar rengi saydam mine katmanları cam gibi kırıldı, haftalarca yüksek sıcaklıkta kat kat erittiği o eşsiz renkli mine izleri merdivenlerin çamurlu su birikintisine saçıldı.

Hazal, dizlerindeki kanamanın ve ellerine batan sivri gümüş ve mine kıymıklarının acısını hissetmeden, çamurlu suyun içinde yatan kırık ve çatlamış gümüş panoya bakarak donakaldı. Haftalarca ter döktüğü uykusuz geceler, nasırlı elleri ve Floransa hayalleri saniyeler içinde o soğuk merdivenlerin ortasında yok olup gitmişti. Ağlamaktan göğsü sıkışan genç kız, Galata’nın bu rüzgârlı ve yüksek taş sokağında ne kadar çaresiz kaldığını felt etti.

O sırada merdivenlerin hemen başındaki tarihi bir kuyumatölyesinden çıkan, Galata’nın elli yıllık emektar sadekar ve mine ustası "Kirkor Usta" gürültüyü duyup dışarı koştu. Hazal’ın çaresizce kırık gümüş ve mine parçalarını toplamaya çalıştığını görünce onu kolundan tutup kaldırdı, omuzlarına cila ve kükürt kokan önlüğünü örterek dumanı tüten kütük sobasının yandığı atölyesine götürdü.

Kirkor Usta, Hazal’a dumanı tüten bir bardak sıcak çay uzattıktan sonra kırılan gümüş panoyu inceledi. "Gümüş bükülür, mine çatlar ama ustanın içindeki ateş sönmez kızım," dedi babacan bir sesle. "Eski Kapalıçarşı sadekarları çatlayan değerli taşları ve mineleri çöpe atmazdı; yarık hattının içine erimiş erguvan rengi yakut tozu ve şeffaf çam reçinesi tutkalı akıtır, sökülen mine hatlarını ince gümüş tellerle zımbalayarak o çatlağı eserin ana ışık odağına dönüştürürlerdi. Mücevherin yarası, ateşi en çok hatırladığı yerdir."

Kirkor Usta, raflardan erimiş erguvan reçinesini ve mikro gümüş zımba tellerini çıkardı. Hazal, ustanın rehberliğinde titreyen ellerini topladı; kırılan gümüş parçalarını zımba tellerip sabitledi, çatlayan mine hattının üzerine erguvan rengi reçine ve gümüş tozu sürerek panoya büyüleyici bir "erguvan ve gümüş dokulu Kintsugi" estetiği kazandırdı. Yarılan çatlak çizgi, Kamondo Merdivenleri’nden Haliç’e süzülen parlak bir erguvan ışık damarına dönüştü.

Teslim saatine son birkaç dakika kala sergi salonuna ulaşan Hazal, eserini jüri üyelerinin karşısına çıkardı. Sunumunda yaşadığı kazayı ve gümüş panosunun kırıldıktan sonra erguvan reçinesi ve zımba dokusuyla kazandığı bu yeni ruhu anlattı. Jüri üyeleri, eserin üzerindeki bu özgün teknik restorasyona ve genç kızın pes etmeyen iradesine hayran kalarak çalışmayı birincilikle ödüllendirdi.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. atasehirrehberi.icuatasehirrehberi.icu