Kasım ayının son günlerinde Boğaz’dan kopup gelen soğuk poyraz Tophane’nin tarihi taş binalarında uğuldayıp Karaköy’ün dar, nemli sokaklarına yayılırken, Feride kucağındaki ceylan derisi muhafaza çantasını ve fildişi kat’ı neşterlerini sıkıca tutarak Boğazkesen Caddesi’nden Tophane-i Amire’ye uzanan dik ve yosunlu taş yokuşu büyük bir dikkatle tırmanıyordu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Tezhip Bölümü yüksek lisans öğrencisi olan Feride, Erzurum’un çini ve tezhip kültürüyle harmanlanmış tarihi konaklarından İstanbul’a, kadim tezhip sanatını ince kağıt oyma (kat’ı) tekniğiyle birleştirerek heykelsi panolar üretme hayaliyle gelmişti. Tophane’nin arka sokaklarında, rutubetten duvarları kabarmış ve çatısından rüzgâr giren tek odalı eski bir ahşap çatı katında yaşıyor; geceleri Karaköy Sahili’ndeki salaş bir balıkçıda tezgâh silip bulaşık yıkayarak hem ev kirasını ödemeye hem de 24 ayar ezme altın, samur kılı fırçalar ve el yapımı aharı kâğıt masraflarını karşılamaya çalışıyordu.
O gün, akademik geleceğini ve hayallerini belirleyecek en kritik proje sunumu vardı. Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenecek olan "Suriçi’nin Tezhibi ve Kâğıdının Kıvrımları" sergisi için hazırladığı, el yapımı ahar kâğıt üzerine 24 ayar ezme altınla milim milim işlediği ve kat’ı neşteriyle katman katman oyarak üç boyutlu form verdiği devasa "Tophane Çeşmesi ve Erguvan Tezhibi" panosunu jüriye teslim etmesi gerekiyordu. Eğer eseri birincilik kazanırsa hem Fransa’daki Doğu Sanatları ve Yazma Eserler Koruma Enstitüsü’ne iki yıllık burslu araştırmacı olarak kabul edilecek hem de üç aydır ödeyemediği ev kirasını ve aktar borçlarını tek kalemde silebilecekti. Günlerce uykusuz kalmış, mikroskop altında fırça sallamaktan gözleri kan çanağına dönene, neşter tutmaktan parmakları nasır bağlayana kadar o narin kâğıt katmanlarına ruh katmıştı.
Ancak Tophane Yokuşu’ndan Karaköy’e doğru inen kaygan ve ıslak Arnavut kaldırımı sokakta yürürken, ara sokaktan kontrolsüzce çıkan bir malzeme arabası Feride’nin üzerine doğru savruldu. Anlık bir panikle kenardaki tarihi taş duvara sıçrayan Feride, kaygan taşların üzerinde dengesini kaybederek sertçe kapaklandı. Kucağındaki muhafaza çantası fırlayarak merdiven basamaklarının sivri köşelerine çarptı. Çantadan fırlayan o narin tezhip ve kat’ı panosu, darbenin etkisiyle sert zemine vurarak fırladı; katman katman oyulmuş ince kâğıtlar baştan başa yırtıldı, 24 ayar altınla bezenmiş tahrir çizgileri söküldü ve panonun ortasındaki erguvan motifi darmadağın olarak sokağın kenarındaki çamurlu su birikintisine saçıldı.
Feride, ellerindeki ve dizlerindeki kanamanın acısını hissetmeden, çamurun içinde dağılmış altınlı kâğıt parçalarına bakarak donakaldı. Uykusuz geçen geceleri, samur fırça tutmaktan nasırlaşan parmakları ve kurduğu tüm gelecek hayalleri saniyeler içinde o su birikintisinde yok olup gitmiş gibiydi. Ağlamaktan nefesi kesilen genç kız, Tophane’nin bu rüzgârlı ve acımasız yokuşunda ne kadar yalnız kaldığını hissetti.
O sırada sokağın hemen karşısındaki eski bir mücellit ve hat atölyesinden çıkan, Tophane’nin elli yıllık emektar tezhip ve cilt ustası "Nakkaş Artin Usta" kızın çaresizliğini fark etti. Dükkânından çıkıp Feride’yi kolundan tuttu, omuzlarına bezir yağı ve mühre kokan önlüğünü örterek onu kütük sobasının gürül gürül yandığı atölyesine götürdü.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.