İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Ceren’in Kuleli ve Vaniköy Hattındaki Akıntı Mücadelesi

Nuri Amca, Ceren’e dumanı tüten bir bardak çay uzattıktan sonra yamulmuş ölçüm çarkını tezgâha koydu. "Deniz adamı pes etmez kızım," dedi babacan bir sesle. "Boğaz’ın akıntısı serttir, adamı yutar sanırsın ama yönünü bilirsen seni istediğin limana o taşır. Kaybolan veriyi kafa kâğıdına kazıdın sen, tecrüben duruyor. Çarkı da biz torna tezgâhında yeniden doğrulturuz."

Ekim ayının son poyrazları Boğaz’ın sularını köpürtürken, Ceren omzundaki ağır hidrografik ölçüm cihazları ve pirinç alaşımlı akıntıölçer sehpasını düşürmemek için Kuleli Askerî Lisesi’nin tarihi duvarlarının dibinde adımlarını zorlukla atıyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Ceren, Sinop’un bir balıkçı kasabasından İstanbul’a deniz mühendisi olma sevdasıyla gelmişti. Çengelköy’ün dar ve rutubetli arka sokaklarında, tavanı su alan minik bir çatı katında yaşıyor; geceleri Boğaz’daki özel yolcu motorlarında vardiya zabitliği yapıp sabahları derse koşarak hem eğitim giderlerini hem de yüksek ev kirasını karşılamaya çalışıyordu.

O gün, hayatının en kritik akademik değerlendirmesi ve burs teslimi vardı. Türkiye Denizcilik Araştırmaları Vakfı’nın düzenlediği "İstanbul Boğazı’nın Alt ve Üst Akıntı Haritalanması" projesi için Vaniköy ile Kuleli arasındaki derin çukurda günlerdir aldığı milimetrik akıntı debisi verilerini ve kendi tasarımı olan paslanmaz ölçüm çarkı prototipini kurula sunması gerekiyordu. Eğer projesi kabul edilirse hem yurt dışı doktora bursu kazanacak hem de aylardır biriken liman ve oda borçlarını kapatabilecekti. Günlerce uykusuz kalmış, dondurucu Boğaz ayazında sabahlara kadar sallanan küçük bir filikanın içinde veri toplamıştı.

Ancak Kuleli İskelesi’nin yakınlarındaki dar kaldırımda yürürken, Boğaz yolundan hızla geçen bir yolcu otobüsünün fırlattığı su kütlesi ve hemen ardından sokak yenileme çalışması yapan bir iş makinesinin aniden geriye doğru manevra yapması Ceren’i sıkıştırdı. Anlık bir refleksle kendini korumak için kenara sıçrayan Ceren, kayganlaşmış yosunlu taşların üzerinde dengesini kaybederek sertçe kapaklandı. Kucağındaki su geçirmez muhafaza çantası savruldu; çantanın kilidi açılarak haftalardır elde tuttuğu veri kayıt defteri ve en hassas kalibrasyon aynaları Boğaz’ın hırçın, çamurlu sularına düştü. Paslanmaz çelikten yapılma akıntıölçer çarkı ise taşlara çarparak feci şekilde yamuldu.

Ceren, buz gibi deniz suyunun köpürdüğü rıhtım taşlarının üzerinde dizlerinin üzerine çöktü. Bulanık suların içinde gözden kaybolan o kayıtlar; uykusuz geçen geceler, soğuktan moraran parmaklar ve kurduğu tüm gelecek hayalleri saniyeler içinde Boğaz’ın dibine gömülmüştü. Ağlamaktan nefesi kesilen genç kız, İstanbul’un bu hırçın sularının ve acımasız temposunun ortasında bir kez daha yapayalnız kaldığını hissetti.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. atasehirrehberi.icuatasehirrehberi.icu