İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Güler Yüzlü Escort Sevda

O sırada yokuştan yukarı çıkan uluslararası bir kültür vakfının yöneticisi, Sevda’nın geleneksel ebru motiflerine kattığı modern dokunuşları ve su üzerindeki ustalığını fark edip durdu. Kadın, Sevda’nın reddedilen o büyük panosuna hayran kaldı.

Eyüpsultan’ın asırlık çınarlarının ve ahşap konaklarının arasından Haliç’e doğru inen dar yokuşlarda, sabahın erken saatlerinde sis henüz dağılmamıştı. Ezan sesleri ve güvercin kanatlarının uğultusu sokaklara yayılırken Sevda, elindeki ağır tahta tezgah çantasını omuzlayıp adımlarını hızlandırdı. Cami meydanına çıkan taş yoldaki her adımda, ahşap binalardan yükselen rutubet ve taze tulum peyniri kokusu birbirine karışıyordu.

Sevda, Geleneksel Türk Sanatları bölümünden mezun olmuş yetenekli bir tezhip ve ebru sanatçısıydı. Hayali, Eyüpsultan’ın tarihi dokusu içinde kendi küçük sanat atölyesini açmak, unutulmaya yüz tutmuş Osmanlı kitap sanatlarını yaşatmaktı. Ancak İstanbul’un bu manevi ve tarihi merkezinde tutunmak, sandığından çok daha zorlu bir sınava dönüşmüştü.

Bölgedeki eski hediyelik eşya ve antika esnafı, geleneksel üslubun dışına çıkan genç bir kadın sanatçıyı aralarına kabul etmek istemiyordu. Üstelik atölye olarak kiraladığı tarihi binanın alt katındaki oda hem nem alıyor hem de dükkân sahibi her ay kiraya fahiş zamlar yapıyordu. Sevda, kullandığı hakiki altın varakların, kök boyaların ve özel aharlı kâğıtların maliyetini karşılamakta zorlanıyor; geceleri ney sesleri eşliğinde çizdiği eserleri komik fiyatlara satmak zorunda kalıyordu.

O gün, Sevda’nın tüm umutlarının kırıldığı an oldu. Bir aydır üzerinde çalıştığı, ince işçilikli altın varaklı ebru panosu, sergilenmek üzere anlaştığı yerel bir galeri sahibi tarafından "Bu üslup buralarda satmaz, dükkânın kirasını bile çıkarmaz" denilerek son anda geri çevrildi. Aynı akşam dükkân sahibi gelip birikmiş borçlar ödenmezse tarihi odanın kilitlerini değiştireceğini bildirdi. Sevda’nın elinde ne malzeme alacak para ne de kirayı ödeyecek bir birikim kalmıştı.

Eyüpsultan Meydanı’ndaki tarihi çeşmenin yanındaki taş banka oturdu. Haliç’in durgun sularına bakarken gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü. Ağlamak, fırçalarını toplayıp memlekete dönmek en kolay yoldu. Ama Sevda, o ince detaylara günlerce verdiği emeği düşündü.

Vazgeçmek yerine, reddedilen devasa ebru panosunu ve fırçalarını alıp Pierre Loti Yokuşu’na çıkan tarihi patikanın kenarına kurdu. Sergi salonlarına sığamıyordu belki ama Eyüpsultan’ın açık havası onun galerisi olabilirdi. Fırçasını tekneye vurduğunda, boyaların su üzerindeki dansı yoldan geçen turistlerin ve yerli ziyaretçilerin dikkatini çekti. Sevda, sadece resim yapmıyor, suyun üzerinde adeta bir hikaye anlatıyordu.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. atasehirrehberi.icuatasehirrehberi.icu