İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Ağzından Çıkarmayan Şile Escort Damla

Boğaz’dan gelen dondurucu rüzgâr Büyükdere’nin dik yokuşlarını ve taş döşeli sokaklarını çalkalarken, Sarıyer’deki Anadolu lisesinin çıkış zili yankılandı. On altı yaşındaki Damla, okul ceketini sırt çantasına tıkıp kalın hırkasına sarındı. Sınıf arkadaşlarının sahildeki çay bahçelerine doğru yürüyüş davetlerini kibarca geri çevirerek, adımlarını eski çekek yerlerinin ve yat atölyelerinin bulunduğu kıyı şeridine.

Boğaz’dan gelen dondurucu rüzgâr Büyükdere’nin dik yokuşlarını ve taş döşeli sokaklarını çalkalarken, Sarıyer’deki Anadolu lisesinin çıkış zili yankılandı. On altı yaşındaki Damla, okul ceketini sırt çantasına tıkıp kalın hırkasına sarındı. Sınıf arkadaşlarının sahildeki çay bahçelerine doğru yürüyüş davetlerini kibarca geri çevirerek, adımlarını eski çekek yerlerinin ve yat atölyelerinin bulunduğu kıyı şeridine doğru hızlandırdı.

Damla, marangoz olan babasının iş kazası geçirip felç kalması üzerine altı ay önce ailenin tek geçim kaynağı haline gelmişti. Dört nüfuslu evin kirası ve babasının her ay tekrarlanan fizik tedavi masrafları bu genç kızın omuzlarındaydı. Lise eğitimini aksatmadan akşamları bu ahşap tekne ve iç donanım atölyesinde zımpara, epoksi ve parça montaj işçisi olarak çalışıyordu.

Atölye; taze maun ağacı, tik ağacı tozu, epoksi tutkalları ve deniz tuzu kokusuyla kaplı yüksek tavanlı bir yerdi. Görevi; yat mobilyaları için kesilen tik ve ceviz kaplamaları zımpara motorunda pürüzsüzleştirmek, epoksi yapıştırıcılar ile kenar bantlarını birleştirmek ve monte edilen ahşap panelleri çizilmemesi için koruyucu naylonlara sarmaktı. Saatlerce talaş tozu solumak genzini yakar, ağır ahşap blokları taşımaktan parmak boğumları soyulup nasır bağlardı.

Damla’nın tek hayali, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde İç Mimarlık okuyarak kendi marin tasarımlarını yapmaktı. Zımpara tezgahının karşısındaki ahşap sütuna geometri ve YKS Türkçe paragraf özet kartlarını asmıştı. Bir yandan iki eliyle tik kaplamayı zımparalarken, gözleriyle duvardaki açı, alan ve perspektif formüllerini takip eder, zihninden soruları çözmeye çalışırdı. Zımpara motorunun çıkardığı ritmik sesi zihnini odaklamak için bir ritme dönüştürmüştü.

O gece, marina projesine teslim edilecek iki teknelik ahşap kamara kaplamalarının ambalajlanması acilen bitirilmek zorundaydı. Atölye ustası rahatsızlanıp erken ayrılınca tüm sorumluluk Damla’ya kaldı. Saatlerce talaş tozu ve epoksi kokusunun ortasında parçaları tek tek zımparaladı, temizleyip ahşap paletlere istifledi. Gece saat yarımı gösterdiğinde ambalajlama ancak bitti. Üstü başı ahşap tozu kokar halde atölyeyi kilitledi. Büyükdere durağına doğru yürürken Boğaz’dan esen soğuk rüzgâr yüzüne çarptı; ama Damla, bu koca şehrin zorluklarına rağmen kendi kaderini ahşap gibi sabırla ve dirençle şekillendirdiğini çok iyi biliyordu.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. atasehirrehberi.icuatasehirrehberi.icu